24 Mayıs 2017 Çarşamba

Herbalife Deneyimim


Merhaba hepinize!
Hemen mevzuya dalıyorum. :)
Biz kadınlar hayatımızın mutlaka bir döneminde kiloyu kendimize dert etmişizdir herhalde. Hamilelik sonrası bu durum bende yaşam biçimi hâline dönüştü tabii. Yiyorum yiyorum, sonra dizimi dövüyorum. :)
Aslında kilolarımı verdim, sadece yağlanma sorunum var ve hâliyle biraz incelmem gerekiyor. Biraz spor yapsam aslında her şey daha güzel olacak belki; ama yok…

Daha önce bir diyetisyenle çalışmıştım. Fakat diyetime uyamamak beni o kadar gerdi ki ben de yine kendimi yemeğe verdim! Ya yemeği hazırlayamadım ya saatinde yiyemedim, öğün atladım! Vücudu o kadar uzun süreli açlıkla sınarsanız o da sizi metabolizmayı yavaşlatarak cezalandırıyor tabii.

Bu noktada Herbalife benim için umut ışığı oldu. Çünkü pratik. Hele şimdiki shaker’ımın altında toz haznesi de var ki hiç bahanem kalmadı! Bir paket sütü her yerden bulurum zaten. Ara öğün konusunu kafama takıyordum ki bugün bir tane limonlu protein bar yedim, dünyayı unuttum! Herhalde daha da çikolata krizim tutmaz.

Temel beslenme düzeninden bahsedeyim. Toplamda beş öğün var, bunlardan üçü ana ikisi ara öğün. Alışılmış diyetlerdeki gibi üç ara öğün yok. yani akşam yemeğinden sonra sadece çay ve su, çok sorun olursa belki biraz yoğurt veya kefir tüketilebilir ilk başlarda.

Aşağı kilo kontrolü (Herbalife jargonunda zayıflamak yok.) için iki öğün Shake Formül 1 öğün yerine geçen besleyici karışım, bir öğün sağlıklı yemeklerden oluşan bir menü. Bu serbest öğün öğle yemeği olacakmış. Mantıklı geldi. Çünkü akşam yesek hareket kısıtlılığı var, yakamayız. Sabah yesek üst üste iki Shake tok tutmayabilir. O yüzden öğlen olması ideal. Sabah ve akşam 250 ml yarım yağlı süte 2 yemek kaşığı, 26 gram sanırım, Formül 1 Shake toz katıyoruz ve içiyoruz. Ben Aloveralı Jel’i kullanmadım. Kahvaltımda bir de Herbalife çayım var. Öğlen de gereksiz kaloriden uzak, iki dilim ekmekli sağlıklı bir menü seçiyoruz. Akşam yine kahvaltı öğünü gibi Shake menüsü.

Çay, bir kupaya yarım çay kaşığı tozla hazırlanıyor. Soğuk da içilirmiş; ama ben sıcak sevdim. Klasik olanı çok beğenmiştim; ama grup yazışmalarından şeftalili olan methedilince bu sefer onu denedim. Çayları çok güzel ve sadece 6 kalori. Günde 3-4 kupa içilmesi gerekiyor. Yağ yakıcı, metabolizma hızlandırıcı özelliği varmış. Vücuttan idrar yoluyla yağları atıyor.

Son olarak bu sefer çok meşhur yağ parçalayıcı tabletinden aldım. Günde iki kez ara öğünlerler birlikte kullanılıyor. Bu ürün efsaneymiş. İdeal kiloya ulaştıktan sonra sadece 1 öğün Shake ile hayatına devam edenler bile vazgeçemiyormuş, kendi arkadaşlarımdan duydum. Bir de çok güzel takviyeleri varmış. D vitamini eksikliği yaşayan biri olarak o kalsiyum ve d vitamini takviyesini edinmek istiyorum bir dahaki sefere.
Güzel haber, hamilelik ve emzirme döneminde de kullanılabiliyor. Bu işi yapan Berna Hanım çok eski arkadaşım ve her iki döneminde de Herbalife’a devam etti. Hamilelik kilolarından da iki ayda kurtuldu.

Vanilyalı Shake kullanıyorum. Tadını o kadar çok sevdim ki başka aroma bile denemek istemedim. “Tok tutar mı?” diye düşünüyordum ki ben bile acıkmadım. Denemediğim ürünler hakkında yorum yapamam. Örneğin cilt bakım ürünlerini bilmiyorum. Ama beslenme konusunda beni çok mutlu etti. Tatlı krizlerimi kesti. Shake içmek için saate baktığım zamanlar oldu. Tadı çok güzeldi. Gerçi biri beğenmediğini söylemişti Instagram’da ama. Gerçekten hayret ettim. Çünkü ben çok zor beğenirim, damak zevkime güvenirim.

Bir püf noktası da en az 3 litre su ile bu düzeni takviye etmek. Ürünler suyla çalışıyormuş. Gerekirse uygulama indirin, alarm kurun; ama su konusunu atlamayın.

Bir anda böyle sıvı beslenmeye geçmek herhangi bir sıkıntı yarattı mı?
Hayır. Ben ki zamanında reflü, ülser gibi bilumum mide rahatsızlıkları çekmiş, midesi son derece hassas biriyim. Bende bile sıkıntı olmadı; ama deneme paketi varmış, deneyip alın şüpheniz varsa.

Benim çok hoşuma gitti Herbalife, umarım kısa sürede bunu yaşam tarzım hâline getirebilirim. İdeal kiloma ve ölçülerime kavuşsam da tek öğünle devam edebileceğim bir beslenme tarzı olduğunu düşünüyorum. Takviyeleri ve çayı hayatımdan hiç çıkarmayacağım zaten.
Şu ana kadar bel çevremden 4 cm inceldim ve 69 cm oldu belim. Hedefim eski ölçüm olan 63. 60 da olsa fena olmaz hani ama. Ay ne bileyim yaa. :) Yaza ince girmek fikri beni çıldırtıyor…


Yorumlarınızı bekliyorum.


Temel Cilt Bakımı


Merhaba yeniden!
Burayı okuyan az ama kesinlikle öz, sıkı takipçi bir kitle var biliyorum. O yüzden bazen ısrarla blogda yazmamı istediğiniz konulara zaman ayırmaya karar verdim ben de!

Cilt bakımı da en az makyaj kadar vazgeçilmezimiz olması gereken bir şey aslında; ama maalesef bazen tembellik ediyoruz bu konuda. Makyaja, bakıma olan ilgim yıllar öncesine dayanıyor aslında. Ben bunu bir tık öteye taşımak için estetisyenlik eğitimi de aldım. O yüzden burada biraz yönlendirici olmaya çalışacağım; ancak her cildin kendine özgü özellikleri, beklentileri olduğu için bunları direkt bir markanın belli bir ürününü kullanmak gibi öneriler olarak algılamamalısınız. Cildiniz için en doğru kararları almak için mutlaka bir estetisyen/güzellik uzman veya dermatologdan yardım almalısınız.

Öncelikle şunu belirteyim. Ben kesinlikle dermokozmetik ürün taraftarıyım. İşim gereği aksi düşünülemez zaten. Fakat ara ara kozmetik mağazalarındaki high end dediğimiz pahalı markaların cilt bakım ürünlerini kullandığım da olmuştur, sadece drugstore diye tabir edilen mağazaları cilt bakımı için pek tercih etmemenizi tavsiye ederim. Şu an kullandığım ürünlerin hemen hepsi dermokozmetik, yani eczanelerde satılan ürünler. Siz de yavaş yavaş bütçenizi zorlamadan böyle bir dönüşüm sürecine girebilirsiniz. Eczane gruplarında da yine her bütçeye hitap edebilecek marka ve ürün çeşitliliği mevcut.

Neyse efendim konudan pek de sapmadan şu çok sorulan cilt bakımı konusuna girelim.
Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz temel cilt bakımı… Yani hiçbir sorunu olmadığını varsaydığımız, sağlıklı ve genç bir cildin bile olmazsa olmazı temel cilt bakımını anlatacağım sizlere.
Temel Cilt Bakımı 4 aşamadan oluşur:
Temizlik:
Cildin gün içinde çevresel faktörlerden dolayı biriken kirden, yağdan ve makyajdan arınması için yüzün mutlaka temizlenmesi ve yıkanması gerekir. Makyaj yapmayan kişilerin bile bu rutini aksatmaması gerekir. Ciltte biriken fazla yağın da yine uygun bir yıkama ürünüyle temizlenmesi sivilce ve komedon oluşumunun önüne geçecektir.

Ölü Deriden Arındırma/Peeling:
Haftada 2 kez cilt tipine uygun bir ürünle peeling yapılarak cilt ölü deri kalıntılarından arındırılmalı, derinlemesine temizlenmelidir. Peelingler çok çeşitlilik gösterdiği için mutlaka kendi cilt tipinize uygun bir ürün seçmelisiniz. Çok iri taneli, granüllü peeling’ler hassas ciltleri çizebilir, tahriş edebilir.

Nemlendirme:
İster kuru ister yağlı olsun her cildin neme ihtiyacı vardır. Yağlı cilde nemlendirici uyguladığınızda ona ihtiyacı olan suyu vermiş olursunuz ve dolayısıyla fazla sebum üretiminin önüne geçersiniz. Kuru cildi nemlendirerek kırışıklıkların oluşma süresini ötelemiş olursunuz. Her cildin kendine uygun bir nemlendiriciye ihtiyacı vardır.

Güneş Koruma/SPF
Yaz kış demeden her cildin güneşten korunması gerekir. Koyu tenli insanlar bilinenin aksine güneşten gelecek zararlara daha açık hedef hâlindedir. Örneğin bu cilt tiplerine lazer epilasyon uygulaması sırasında daha temkinli yaklaşılır ve daha düşük dozlarla çalışılır. Dolayısıyla her cilt tipi/rengi için mutlaka cilt özellikleri ve sorunları da göz önünde bulundurularak özel bir güneş koruma ürünü seçilmelidir.

Güneş koruma maalesef ki kış aylarında çok atladığımız bir konu. Oysa UVA ışınları yılın 12 ayı boyunca etkili ve cilt yaşlanmalarının, lekelenmelerinin en büyük sorumlusu maalesef güneş ışınları… Gündüz kullandığınız göz kremlerinde de 15 SPF özelliği olanları tercih ederek hassas göz çevrenizi de güneş ışınlarından koruyabilirsiniz. Aksi belirtilmediği sürece tüm güneş kremleri (Vücut için olanları kastetmiyorum.) yalnızca yüz ve boyun, dekolte gibi hassas bölgeler içindir; ancak göz çevresi çok daha hassas bir bölgedir ve daha spesifik bir ürünle korunmalıdır.

Cildin İhtiyaçlarına Yönelik Özel Bakım:
Bu sonuncusu biraz daha özel bir kategori ve cilt sorunlarına çözümler arayan kişilerin tercihleri arasında olabilir. Burada özel sıkılaştırıcı vb. tonikler, maskeler, yaşlanma karşıtı (anti-aging) kremler, leke açıcılar gibi belli sorunları hedef alan özel ürünler devreye giriyor. Bu noktada mutlaka bir uzman yardımı almalı ve profesyonel bakım uygulamalarını tercih etmelisiniz. Ev tipi kullanım için üretilen özel bakım ürünleriyle de bu bakımları desteklemelisiniz.

Benim kullandığım ürünleri merak edenler için kısaca değinmek istiyorum. Cildim hassas, kuru karma arası karışık bir yapıda. Yer yer yağlanma sorunu da yaşıyorum; ama hassasiyetim yüzünden çok agresif ürünler tercih etmiyorum.

Çok fazla cilt sorunu (leke, akne gibi) olmayan ciltler La Roche Posay’in cilt yıkama ürünlerini çok sevecektir. LRP, Bioderma ve Vichy gibi markalar nispeten daha uygun fiyatlı dermokozmetiklerdir. Yine Avene, Nuxe de bu kategoride sayılabilir diğer markalara kıyasla. Benim elimde şu an Biderma’nın hassas cilt yıkama ürünü var. Pek memnun kalmadım; ama Sebium serisi yağlı ciltler için güzel bir yıkama ürünü, jel formunda ve cildi ağırlaştırmadan temizliyor. Henüz favori bir yıkama ürünüm yok, diyebilirim. Denedikçe burada ve Instagram’da paylaşabilirim.

Her ne kadar günlük dese de haftada 2-3 kere kullanmak istediğim bir ürün olarak Dermalogica Daily Microfoliant var. Onun dışında günlük yıkama ürünü olarak aydınlatıcı etkili, hafif leke tedavi özelliği olan bir ürün tercih edeceğim. Yine Bioderma olabilir. (Bioderma White Objective) Tabii çok ciddi lekelenmeler için yetersiz kalacaktır; fakat hafif güneş lekeleri ve derin olmayan sivilce izleri için güzel sonuçlar verebilir.

Peeling olarak şu an Darphin’in peeling’lerini kullanıyorum. Memnunum, hassas ciltler de tercih edebilir. Daha önce DDF kullandım, o da fena değildi. Darphin’in iki peeling’i var. Mild Aroma Peeling daha hassas ciltler için uygun, Dermabrasion biraz daha yaşlanma karşıtı ve daha etkin bir ürün.

Göz kremi olarak DDF 15 SPf gündüz kremini kullanıyorum. Genç ciltlerin favorisi olabilir. Benim yavaştan yaşlanma karşıtı seriye geçmem gerekiyor, 30’a 2 kaldı. :) Favori yüz nemlendiricim birkaç yıldır Darphin. HydraSkin favori serim, bu yıl rich olan yani daha yoğun içerikli olanını tercih ettim ve yağlanma sorunu yaşamadım. Karma veya yağlı ciltler yaz aylarında light serisini tercih edebilir. Daha uygun fiyatlı nemlendirici olarak yine La Roche Posay ve Vichy Aqualia Thermal’i öneririm.

Ayrıca Darphin’in toniğini ve Exqusiage bakım kremini de kullanıyorum. Evimdeki çoğu ürün Darphin ve Dermaplus MD marka. Bu iki markanın nem maskesini kullanıyorum. Elimde hassas ciltlerin sevebileceği antioksidan bir serumu var Dermaplus MD’nin. Bir ara blogda ürün incelemeleri serisi başlatabilirim bunlar için.

Güneş koruyucu olarak elimde şu an Bioderma ve Vichy var. Makyaj altı için daha hafif bir ürün arayışındayım. Dermokozmetik olmazsa Lancome veya Shiseido tercih edebilirim. Çünkü bazen bu eczane ürünleri biraz ağır yapıda olabiliyor ve yağlanma yapabiliyor. Dermalogica ve Skin Ceuticals’a da bakarım yine. Sadece fiyatlar biraz pahalı maalesef.

Merak ettiklerinizi buradan ve Instagram’dan blog gönderimi duyurduğum görselin altına yazarak sorabilirsiniz.
Herkese bol bakımlı, keyifli günler diliyorum.
Sevgiler… :)

Merhaba yeniden!
Burayı okuyan az ama kesinlikle öz, sıkı takipçi bir kitle var biliyorum. O yüzden bazen ısrarla blogda yazmamı istediğiniz konulara zaman ayırmaya karar verdim ben de!

Cilt bakımı da en az makyaj kadar vazgeçilmezimiz olması gereken bir şey aslında; ama maalesef bazen tembellik ediyoruz bu konuda. Makyaja, bakıma olan ilgim yıllar öncesine dayanıyor aslında. Ben bunu bir tık öteye taşımak için estetisyenlik eğitimi de aldım. O yüzden burada biraz yönlendirici olmaya çalışacağım; ancak her cildin kendine özgü özellikleri, beklentileri olduğu için bunları direkt bir markanın belli bir ürününü kullanmak gibi öneriler olarak algılamamalısınız. Cildiniz için en doğru kararları almak için mutlaka bir estetisyen/güzellik uzman veya dermatologdan yardım almalısınız.

Öncelikle şunu belirteyim. Ben kesinlikle dermokozmetik ürün taraftarıyım. İşim gereği aksi düşünülemez zaten. Fakat ara ara kozmetik mağazalarındaki high end dediğimiz pahalı markaların cilt bakım ürünlerini kullandığım da olmuştur, sadece drugstore diye tabir edilen mağazaları cilt bakımı için pek tercih etmemenizi tavsiye ederim. Şu an kullandığım ürünlerin hemen hepsi dermokozmetik, yani eczanelerde satılan ürünler. Siz de yavaş yavaş bütçenizi zorlamadan böyle bir dönüşüm sürecine girebilirsiniz. Eczane gruplarında da yine her bütçeye hitap edebilecek marka ve ürün çeşitliliği mevcut.

Neyse efendim konudan pek de sapmadan şu çok sorulan cilt bakımı konusuna girelim.
Başlıktan da anlaşılacağı üzere konumuz temel cilt bakımı… Yani hiçbir sorunu olmadığını varsaydığımız, sağlıklı ve genç bir cildin bile olmazsa olmazı temel cilt bakımını anlatacağım sizlere.
Temel Cilt Bakımı 4 aşamadan oluşur:
Temizlik:
Cildin gün içinde çevresel faktörlerden dolayı biriken kirden, yağdan ve makyajdan arınması için yüzün mutlaka temizlenmesi ve yıkanması gerekir. Makyaj yapmayan kişilerin bile bu rutini aksatmaması gerekir. Ciltte biriken fazla yağın da yine uygun bir yıkama ürünüyle temizlenmesi sivilce ve komedon oluşumunun önüne geçecektir.

Ölü Deriden Arındırma/Peeling:
Haftada 2 kez cilt tipine uygun bir ürünle peeling yapılarak cilt ölü deri kalıntılarından arındırılmalı, derinlemesine temizlenmelidir. Peelingler çok çeşitlilik gösterdiği için mutlaka kendi cilt tipinize uygun bir ürün seçmelisiniz. Çok iri taneli, granüllü peeling’ler hassas ciltleri çizebilir, tahriş edebilir.

Nemlendirme:
İster kuru ister yağlı olsun her cildin neme ihtiyacı vardır. Yağlı cilde nemlendirici uyguladığınızda ona ihtiyacı olan suyu vermiş olursunuz ve dolayısıyla fazla sebum üretiminin önüne geçersiniz. Kuru cildi nemlendirerek kırışıklıkların oluşma süresini ötelemiş olursunuz. Her cildin kendine uygun bir nemlendiriciye ihtiyacı vardır.

Güneş Koruma/SPF
Yaz kış demeden her cildin güneşten korunması gerekir. Koyu tenli insanlar bilinenin aksine güneşten gelecek zararlara daha açık hedef hâlindedir. Örneğin bu cilt tiplerine lazer epilasyon uygulaması sırasında daha temkinli yaklaşılır ve daha düşük dozlarla çalışılır. Dolayısıyla her cilt tipi/rengi için mutlaka cilt özellikleri ve sorunları da göz önünde bulundurularak özel bir güneş koruma ürünü seçilmelidir.

Güneş koruma maalesef ki kış aylarında çok atladığımız bir konu. Oysa UVA ışınları yılın 12 ayı boyunca etkili ve cilt yaşlanmalarının, lekelenmelerinin en büyük sorumlusu maalesef güneş ışınları… Gündüz kullandığınız göz kremlerinde de 15 SPF özelliği olanları tercih ederek hassas göz çevrenizi de güneş ışınlarından koruyabilirsiniz. Aksi belirtilmediği sürece tüm güneş kremleri (Vücut için olanları kastetmiyorum.) yalnızca yüz ve boyun, dekolte gibi hassas bölgeler içindir; ancak göz çevresi çok daha hassas bir bölgedir ve daha spesifik bir ürünle korunmalıdır.

Cildin İhtiyaçlarına Yönelik Özel Bakım:
Bu sonuncusu biraz daha özel bir kategori ve cilt sorunlarına çözümler arayan kişilerin tercihleri arasında olabilir. Burada özel sıkılaştırıcı vb. tonikler, maskeler, yaşlanma karşıtı (anti-aging) kremler, leke açıcılar gibi belli sorunları hedef alan özel ürünler devreye giriyor. Bu noktada mutlaka bir uzman yardımı almalı ve profesyonel bakım uygulamalarını tercih etmelisiniz. Ev tipi kullanım için üretilen özel bakım ürünleriyle de bu bakımları desteklemelisiniz.

Benim kullandığım ürünleri merak edenler için kısaca değinmek istiyorum. Cildim hassas, kuru karma arası karışık bir yapıda. Yer yer yağlanma sorunu da yaşıyorum; ama hassasiyetim yüzünden çok agresif ürünler tercih etmiyorum.

Çok fazla cilt sorunu (leke, akne gibi) olmayan ciltler La Roche Posay’in cilt yıkama ürünlerini çok sevecektir. LRP, Bioderma ve Vichy gibi markalar nispeten daha uygun fiyatlı dermokozmetiklerdir. Yine Avene, Nuxe de bu kategoride sayılabilir diğer markalara kıyasla. Benim elimde şu an Biderma’nın hassas cilt yıkama ürünü var. Pek memnun kalmadım; ama Sebium serisi yağlı ciltler için güzel bir yıkama ürünü, jel formunda ve cildi ağırlaştırmadan temizliyor. Henüz favori bir yıkama ürünüm yok, diyebilirim. Denedikçe burada ve Instagram’da paylaşabilirim.

Her ne kadar günlük dese de haftada 2-3 kere kullanmak istediğim bir ürün olarak Dermalogica Daily Microfoliant var. Onun dışında günlük yıkama ürünü olarak aydınlatıcı etkili, hafif leke tedavi özelliği olan bir ürün tercih edeceğim. Yine Bioderma olabilir. (Bioderma White Objective) Tabii çok ciddi lekelenmeler için yetersiz kalacaktır; fakat hafif güneş lekeleri ve derin olmayan sivilce izleri için güzel sonuçlar verebilir.

Peeling olarak şu an Darphin’in peeling’lerini kullanıyorum. Memnunum, hassas ciltler de tercih edebilir. Daha önce DDF kullandım, o da fena değildi. Darphin’in iki peeling’i var. Mild Aroma Peeling daha hassas ciltler için uygun, Dermabrasion biraz daha yaşlanma karşıtı ve daha etkin bir ürün.

Göz kremi olarak DDF 15 SPf gündüz kremini kullanıyorum. Genç ciltlerin favorisi olabilir. Benim yavaştan yaşlanma karşıtı seriye geçmem gerekiyor, 30’a 2 kaldı. :) Favori yüz nemlendiricim birkaç yıldır Darphin. HydraSkin favori serim, bu yıl rich olan yani daha yoğun içerikli olanını tercih ettim ve yağlanma sorunu yaşamadım. Karma veya yağlı ciltler yaz aylarında light serisini tercih edebilir. Daha uygun fiyatlı nemlendirici olarak yine La Roche Posay ve Vichy Aqualia Thermal’i öneririm.

Ayrıca Darphin’in toniğini ve Exqusiage bakım kremini de kullanıyorum. Evimdeki çoğu ürün Darphin ve Dermaplus MD marka. Bu iki markanın nem maskesini kullanıyorum. Elimde hassas ciltlerin sevebileceği antioksidan bir serumu var Dermaplus MD’nin. Bir ara blogda ürün incelemeleri serisi başlatabilirim bunlar için.

Güneş koruyucu olarak elimde şu an Bioderma ve Vichy var. Makyaj altı için daha hafif bir ürün arayışındayım. Dermokozmetik olmazsa Lancome veya Shiseido tercih edebilirim. Çünkü bazen bu eczane ürünleri biraz ağır yapıda olabiliyor ve yağlanma yapabiliyor. Dermalogica ve Skin Ceuticals’a da bakarım yine. Sadece fiyatlar biraz pahalı maalesef.

Merak ettiklerinizi buradan ve Instagram’dan blog gönderimi duyurduğum görselin altına yazarak sorabilirsiniz.
Herkese bol bakımlı, keyifli günler diliyorum.
Sevgiler… :)


11 Mart 2017 Cumartesi

Tahir’le Zühre Meselesi

Bugünün ve geri kalan ömrümün şiiri olabilirsin…

11 Mart 2017

Tahir’le Zühre Meselesi
 
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp de
ğil,
bütün i
ş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu ke
şfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp de
ğil.
Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında de
ğildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi
şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirli
ğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp de
ğil.
  


10 Mart 2017 Cuma

Beyaz Mucize

Gece, sürprizini yaptı...

Tüm karalara inat kar beyaza boyandı hayat ve bir süreliğine de olsa üstünü örttü bütün kötülüklerin sessiz ve usulca...
Belki hepimiz arınırdık...

Bir kış gece yarısından...

Merve Özgünlü

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı