23 Kasım 2017 Perşembe

28 Yaş ve İlk Botoks


Merhaba herkese,
Uzun bir aradan sonra anlatacak çok şey birikti aslında. :)
Çoğunuzun bildiği üzere Eylül ayından bu yana çalışıyorum. İşe başlamadan bir hafta kadar öncesinde ilk botoksumu kendi iş yerimde yaptırdım. :)
Şu an Doç. Dr. Haldun Kamburoğlu’nun kliniğinde (Premium Clinic) güzellik uzmanı (estetisyen) olarak çalışıyorum. Botoksumu da kendisinin önerisiyle yaptırdım. Bu konuda pek çok mesaj aldığım için genel hatlarıyla kendi deneyimimi ve burada öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Neden 28 yaş?
Elbetteki cilt yapınıza, genetiğinize göre değişmekle birlikte (daha erken veya daha geç) botoksa başlamanın ideal yaşı 28-30 yaş arasıdır. Burada şöyle bir açıklama yapmak isterim. Bazen cildimiz genetik veya çevresel faktörlere bağlı olarak zamansız yaşlanır. Dolayısıyla burada bu yaş sınırını öne çekmek de mümkündür. Zaten bahsettiğim, tıbben uygun olup olmamanın değil de genel olarak botoks yaptırma eğiliminin yaş aralığı ortalaması aslında…
Ben çok kaş çatan, surat asan bir insan değilim. O yüzden kaş aramla ilgili bir sıkıntım yoktu; ancak gülerken göz çevremi normalden biraz daha fazla kırıştırıyordum. (Göz çevremde bu zamana kadar kimsede görmediğim farklı bir mimikle gülüyordum, beni tanıyanlar anlayacaktır.) Tabii bu durum beni çok rahatsız etmiyordu; ancak alnımdaki yatay çizgiler son 1-1,5 yılda biraz belirginleşmişti. Bunda sanırım uykusuzluğun ve hâliyle artık bir şeylere katlanamamanın verdiği gergin yüz ifademin payı vardı. Evet, anne olduğumdan beri bu mimikleri kendi normalimden de fazla kullanmaya başladığımı itiraf etmeliyim. Bir de sürekli uykusuz kalmanın yanında uykumun çok kolay kaçıyor olması da beni geceleri kısık gözlerle dolaşmaya zorlamıştı. Anne oldum, yaşlandım yahu! :) Hâl böyle olunca doktorumun da önerisiyle botoks yaptırdım.
Bu arada bir de şöyle bir şey var. Genel olarak botoksun yaşlanınca yapılacak bir uygulama olduğuna dair yanlış bir kanı var. Aslında durum birazcık farklı. Botoks, önleyici bir tedavidir ve kırışıklarınız oturmadan botoks yaptırmaya başlamanız gerekir. Aksi takdirde, botoks yerleşmiş olan bu derin kırışıklıkları açmakta yetersiz kalacaktır. O zaman da merak etmeyin, dolgular devreye giriyor. :) Ama siz yine de önleyici tedavinizi önce yaptırın, derim. Dolgu, bu alan için sonraki seçenek.
İşlem Öncesi
Süreci hem kendi deneyimim hem de klinikteki rutin işlemlerimizi göz önünde bulundurarak anlatayım. Öncelikle, yüz muayeneniz gerçekleştiriliyor. Botoksun uygulama alanı sizin talebiniz doğrultusunda doktorunuzun da uygun görmesinin ardından belirleniyor. Genel olarak en sık alın ve göz çevresi botoksu (full botoks) uygulaması tercih ediliyor. Ancak çok nadir olsa da sadece kaş arası veya sadece göz çevresi gibi botoks işlemleri de talep edilebiliyor. Botoksta istenen bu kasları hiç kullanmamamız aslında. Biraz hareketlilik istiyorsanız bunu özellikle belirtmeniz gerekir; çünkü bu çok sık tercih edilen bir uygulama değil. Düşük dozlarda hem mimiklerinizi biraz kullanarak cildinizi kırıştırabilirsiniz hem de botoksunuzun etkisi daha kısa sürer. Standart dozlarda yapılan bir botoksun etkinlik süresi 4-6 ay arasıdır. Bu süre, popülasyonun büyük bir çoğunluğu (yaklaşık %90’ı) için geçerlidir. Genel olarak botoks tekrarlama süresi 5 ayda 1 şeklindedir, diyebilirim. Peşpeşe botoks uygulaması yaptırmanızın bir sakıncası yoktur ve hatta art arda uygulanan botokslar, uzun dönemde işlemin kalıcılığını da arttıracaktır. Bu konuda daha detaylı bilgiyi muayeneniz sırasında doktorunuz sizinle paylaşacaktır.

Muayene sürecinin ardından, işlemin öncesi fotoğraflarının çekilmesi için fotoğraf odasına alınıyorsunuz. Daha sonra, botoks yapılacak bölgenin uyuşturulması için ayrı bir işlem odasına alınıyorsunuz. Cildinizde makyaj varsa önce makyajınız temizleniyor. (Ben işlem yapılacağını bildiğim için makyajsız gelmiştim.) Burada uygulama yapılacak alana lokal anestezik krem uygulanıyor ve bölgenin uyuşması için yaklaşık 30 dakika boyunca bu odada bekletiliyorsunuz. Daha sonra işlem yapılacak alan alkolle temizleniyor.
Botoks İşlemi
Burada yapılan işlemin adı “mikrobotoks” uygulaması. Çok düşük hacimlerde daha fazla alana uygulama yapılıyor. Böylelikle, pek çok kişide görüp de botoks hakkında önyargılı olmamıza neden olan o “kaşlar havada, şaşkın ve gergin” yüz ifadeleri oluşmuyor. “Mephisto Sign” denen şeytan görüntüsü aslında botoksta hiç istenmeyen bir sonuç; ancak yanlış uygulamalar sonucu böyle görüntüler de ortaya çıkabiliyor.
Bir de yine yaygın bir kanı var: “Botoks yaptırayım da kaşım kalksın.” Aslında o da şöyle oluyor. Botoks yapılan değil de yapılmayan bölgedeki kaslar hareketli kaldığından o bölgede bir miktar yukarı çekme olabiliyor kas aktivitenize bağlı olarak. Yani herkeste çok bariz bir etkisi olmayabilir. Benim kaşlarım düşük ve asimetrikti. Bir de gülünce çok belirgin şekilde aşağı çekiyordu. Botoksun, daha doğrusu botoks yapılmayan alanın faydasını bu şekilde gördüm. Şu an kaşlarım daha simetrik ve hiç aşağı düşmüyor. Benim gibi kaş ucu düşük kişilerin sevebileceği bir durum; ancak kaş yüksekliğiniz iyiyse ve size yakışmayacaksa uygulama ona göre planlanıyor.
Botoksun iğneleri çok küçük. Minik minik göz çevrenize, alnınıza ve burnunuzun üzerindeki tavşan çizgilerinize (bunny lines) uygulama yapılıyor. Daha aşağılara uygulama yapılırsa gülüşünüz bu durumdan etkilenebilir ve hatta bozulabilir. Minik bir batma hissi oluyor işlem sırasında. Ben bir tek burun üstümü biraz hissetmiştim. Zaten işlem çok çok kısa sürüyor. O yüzden acısız bir uygulama olduğunu söyleyebilirim. :)
İşlem Sonrası
Botoks işleminin ardından, uygulama yapılan alan serum fizyolojikle temizleniyor. Daha sonra o bölgeye 3-5 dk soğuk kompres uygulanıyor. Ardından normal hayatınıza devam edebilirsiniz. Sadece ilk 24 saat pek mimik yapmamanız ve gece yüzüstü yatmamanız gerekiyor. Ertesi gün makyaj yapabilirsiniz. Botoks sonrası genel olarak morarma görülmüyor. Olursa da makyajla kapatılacak düzeyde oluyor ki bende çok minik iki noktada olmuştu. Fakat hastalarımızda pek morarma olduğunu gözlemlemedim ben. İşlem öncesi makyaj yapmamıştım. Akşam da cildimi ayrıca silmek istemedim. Normalde akşam cildinizi temizleyebilirsiniz; ama ilk sefer olunca ben biraz titiz davranmıştım galiba. :) Bunun dışında, ilk 24 saat o bölgeyi ovalamamanız, baskı uygulamamanız gerekiyor. Ha bir de ilk iki hafta sıcak sudan kaçınıyoruz. :) Bir de iki hafta sonrasına bir kontrol randevusu oluşturuluyor. Burada, gerekli görülürse ek doz uygulanabiliyor. Sanırım benim aklıma gelenler bunlar.
İşlem sonrası mimik yapmaya çalışırsanız, bu mimiklerinizi hâlâ kullanabildiğinizi görürsünüz. İşte o yüzden ilk gün mimik yapmaktan kaçınmanız gerekiyor botoksunuz oturana kadar.
İlk iki üç hafta, alnımda bir dolgunluk hissettim. Botoksa alışana kadar hep böyle olurmuş zaten. Bu hisse alışmak biraz zor oldu sanki. Sonrasında her şey güzeldi. Yüzümdeki çizgiler azalınca daha dinç göründüğümü fark ettim ve bu da hoşuma gitti. Zaten sizlerden de hep bir gençleştiğime, güzellştiğime dair yorumlar alıyordum ki botoksumu söyleyince çok merak edildi bu süreç. Benim deneyimim bu şekilde oldu. Aklınıza gelen soruları (@merveozgunlu) Instagram’daki gönderimin altına veya buraya yorum olarak bırakabilirsiniz.
Sağlıcakla kalın! :)

Sevgiler. :)

1 Ağustos 2017 Salı

Amway Yenilenen G&H Vücut Bakım Koleksiyonu


Merhaba hepinize…
Bugün biraz vakit bulmuşken şu Amway Plaza gezimizin detaylarını da sizlere aktarayım, dedim.
13 Haziran Salı günü Gülşen Doğan’ın (@gulshendogancom) daveti ile Turan Güneş Bulvarındaki Amway Plaza’da idik. Burada bizlere yenilenen G&H Vücut Bakım Koleksiyonu ürünleri hakkında bilgiler verildi.

Ben de hemen hepiniz gibi Amway ismine ve markasına aşinaydım elbette. Çoğumuz bu markanın bir ürününe birinde rastlamışızdır veya mutlaka etrafımızdan duymuşuzdur. Ben de yıllar önce ev temizlik ürünlerinin methini duymuştum. Daha sonra kişisel bakım ürünlerini özellikle diş macunu ve deodorant/roll on’unun methini duymuş ve denemeye karar vermiştim Amway ürünlerini.

Çamaşırlar için leke çıkarıcısını kullanmış ve memnun kalmıştım; ancak herkes tarafından sevilen roll on’u bende pek işe yaramamıştı. Bunu şunu vurgulamak için belirttim: Her markanın tüm ürün gruplarında aynı başarıyı yakalaması mümkün olmadığı gibi pek çok kişinin memnuniyet bildirdiği bir ürün sizde işe yaramamış olabilir. Bu durum, o ürünü kötü yapmaz elbette. Örneğin bize bu yenilenen seriden denememiz için ürün hediye ettiklerinde ben yenilenen roll on’una bir kez daha şans verdim; ama yıldızımız barışmadı.

Hamilelik ve doğumla birlikte hormonlarım, vücut kimyam da değişti elbette. Ben bu durumu normal karşılıyorum. Belli ki benim için uygun ürün bu değil; ama sırf bu yüzden de asla ön yargılı yaklaşmıyorum markaya ve ürünleri de elimden geldiğince deneyip objektif şekilde yorumlamaya çalışacağım.

G&H Vücut Bakım Koleksiyonu üç farklı seriden oluşuyor. Bu üç serinin de ortak özelliği tüm aile bireylerinin (3 yaş üstü) ortak olarak kullanabileceği, pek çok amaca hitap etmek üzere hazırlanan ürünler olması… Her ne kadar üç farklı seri de olsa firma bu ürünlerin belli cilt tiplerine göre sınıflandırılması gibi bir tanımlamaya girmek istememiş. Teknik olarak bu üç seri de tüm cilt tiplerine uygun olmakla birlikte etkinlik anlamında birbirlerinden ayrılıyorlar.

Bu koleksiyonla ilgili bir diğer güzel ayrıntı da ambalajlarının %100 geri dönüşümlü ürünlerden yapılıyor olması…  Şimdi kısaca bu üç seriye değinmek istiyorum.

G&H Nourish + Serisi
Bu seri; duş jeli, vücut losyonu, cilt sabunu ve el kremi olmak üzere dört farklı ürün içeriyor. Portakal çiçeği balı, karite yağı, kabak çekirdeği yağı içeriğiyle, cildi hem besliyor hem rahatlatıyor. Özellikle kuru ciltlerin daha çok seveceğini düşünüyorum bu seriyi. Duş jeli ve vücut losyonu bildiğiniz türden ürünler. El kremleri ise 30 ml’lik çanta boyları hâlinde üçlü olarak satışa sunulmuş. Eve, ofise ve çantanıza birer tane olacak şekilde çok pratik, hemen elinizin altında olabilecek bir ürün… Bu yüzden sevdim. Etkisi de güzel, öyle yağlı bir his bırakmıyor. Ancak çok ciddi el kuruluğu yaşıyorsanız daha yoğun bir kremle gece takviyesi, el bakımı, maske gibi ekstra bakımlardan destek alabilirsiniz. Son olarak vücut sabunu bazı durumlarda yüz temizliğinde de kullanılabiliyormuş. Bizim halkımız sabunla yüz yıkamayı sever çünkü. Her ne kadar duş için jel formlu bir ürün üretseler de sabun konusundaki geleneğimizi bozmamak için bu tarz bir ürüne de koleksiyona özellikle yer vermişler. Sabunun kokusu tütün kolonyası gibi; ama dokusu çok ilginçti. Parçalanarak kullanılabilen bar şeklinde bir sabun ve parçalarsanız üç kare sabun elde ediyorsunuz. Ayrıca sabun bitmeye yakın büyük parçaya yapıştırılabiliyormuş bu özel dokusu sayesinde. Sabunu henüz denemedim.

G&H Refresh + Serisi
Bu seri duş jeli ve vücut sütünden oluşuyor. Adından da anlaşılacağı üzere ferahlık veren bir seri. Normal veya yağlıya dönük cilt tipi için uygun olacağını düşünüyorum. Sabahları alınan hızlı, ferah duşların ve ardından hafif nemli ve ferah bir his için uygulanacak hızlı bir bakımın parçası olabilir. Özellikle erkeklere de hitap edebileceğini düşünüyorum. Bu serideki ürünler aloe, üzüm çekirdeği özü ve yeşil çay özü içeriyor, cildi yenileyerek ferahlatıyor.


G&H Protect + Serisi
Bu seriİ konsantre el sabunu, kalıp sabun, deodorant ve terlemeyi önleyici roll-on ve deo spray’den oluşuyor. Serideki ürünler beyaz çay özü, doğal mineraller, yaban mersini özüyle harmanlanan doğal içeriklerle zenginleştirilmiş bir formüle sahip.
Sıvı sabunu hiç kullanmadım. Konsantre olmasının kullanım şeklini değiştirip değiştirmediğini bilmiyorum. Serinin sabununu eşime verdim, vücut sabunu olarak bence özellikle erkeklere hitap edebilecek bir ürün. Amway roll on’la anlaşamamıştık; ancak deodorant spreyini kullanışlı buldum. Duş sonrası roll on tercih ediyorum; ancak ertesi gün banyo yapmayacaksam roll on kullanmak pratik oluyor ve tere ve kokuya karşı etkili olduğunu düşünüyorum bu spreyin.

Benim Amway ürünleriyle ilgili düşüncelerim bu şekilde. Deneyimledikçe sizlere buradan ve Instagram hesabımdan görüşlerimi aktarıyor olacağım.
Yazımı okuyan herkese teşekkürler.
Bol bakımlı günler ve sevgiler… :)






8 Haziran 2017 Perşembe

Umursa(MAZ)

...
Yeni kesilmiş çimen kokusu... Bu keskin koku, sigaramın dumanına karışıyor şimdi. Son bir nefes daha çekip söndürüyorum.

Hayata geri dönmek istiyorum. Yeşil ve yemyeşil, mavi ve masmavi... Hepsi beni bekliyor. Ben, giydiğim siyahları çıkarıyorum. Zırhımı bir kenara bırakıyorum. Kabuğumdan sıyrılıp hayata yürüyorum. Koşar adım, yalın ayak... 

Korkmuyorum!

8 Haziran 2017
00.48

 

7 Haziran 2017 Çarşamba

Bir An

Bütün zamansızlıklar bizi buluyor
Zamana savaş açıyorum

Zamanın ötesinde bir yerde
Seninle buluşuyorum

Seninle yanmak, zamanı durdurmak
Sonsuz bir anda kayboluyorum


Merve Özgünlü
5 Haziran 2017
22.28



Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı