9 Mart 2017 Perşembe

Kıvılcım

Ezberden yaşıyordu hayatı. Kopya çekmeye bile ihtiyacı yoktu, her şey aynıydı. Rutin, sıkıcıydı. Oysa durup bunu düşünecek vakti bile olmamıştı…
Bir müddet daha böyle yaşadı, günlerin üstüne birer birer çizik attı.

Ölmek daha kolaydır sevmekten
Ben de bu yüzden yaşamak için yırtınıyorum
Sevgilim.


Kaç kez sever insan?
Adam, kalbindeki kilidi kırmıştı. Kadın… Zaten aşka hazırdı.
O ilk öpücük, aşkın ayak sesleriydi. Belki daha da sessizdi. Parmak uçlarında gelen sessiz, sakin bir aşkın habercisiydi. Bu seferki gürültü koparmak niyetinde değildi. Acelesiz ve telaşsız bir şeydi. Usul usul, ağır ağır sevecek ve sevişecekti.

Varlığında mevcut ne varsa bütün arzularıyla, hisleriyle birlikte ona vakfedecekti. Buna hazırdı, bilmese de. Belki de uzun zamandır beklediği şeydi bu.

Kadının, içinde tutamayacağı kadar büyük ve yoğun bir his göğüs kafesini zorluyor gibiydi.
İçi… İçine sığmıyordu. Kalbinin derinliklerinden gökyüzüne doğru aşk nidaları yükseliyordu. Bu müziğin dinmesini hiç istemiyordu!
Müzik dinmesin!

Sanki yıllar yılı tek vücut yaşamışlardı çoğu geceleri. Mesafeler anlamını yitiriyordu. Yine o aynı tanıdık his kaplamıştı içini, ona teslim ederken bedenini.

Her şeyin farkında olan harika adam…
Duyguların şiddeti gözlerini kamaştırıyordu. En telaşsız hâliyle bile baş döndürücüydü yaşananların hızı. Aşk dediğin çabuk olurdu.

Tüm bunların yanında…
Çoğu zaman kendiyle savaşıyor, yer yer yine kendiyle çelişiyordu.

Fakat bilmediği bir şey vardı: Yaşanacak ne varsa yaşanacaktı. Bazıları buna “kader” diyordu…
9 Mart 2017
23.18




Bu yazıma yorum yapabilirsiniz.

Blogda Ara

Son Yazılar

Tüm Yazıları Göster

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı